29 Ekim 2012 Pazartesi

MİSİ

Bayramın dört gününü yatarak yuvarlanarak ve gezerek tamamlamış bulunmaktayız.Kızlar sadece bir gün gezi programına dahil olacaklarını onuda İznik gezisinden yana kullanacaklarını  söyleyince bizde karı koca birlikte takıldık.İlk gün Orhaneli -Bursa yolu üzerinde eski bir Rum Köyü olan üzümü ve şarabıyla ünlü  Misi Köyünü gezdik.Uludağ'ın güneyinde dağlık ve ormanlık bölgede yer alan tarihi çok eskilere dayanan köyün şimdiki adı Gümüştepe olarak değiştirilmiş.Çok eski bir yerleşim yeri olduğu gibi Hıristiyanlar içinde önemli bir bölgedir.Konsülün toplanarak incil tartışması yaptığı ve incilin bir nüshasının köyde bulunan manastır civarında gömülü olduğuna inanılmaktadır.Ama bugün ne manastır var nede kalıntısı.
 Üzümü ve şarabı ile  ünlü dedim ama  eskiden böyleymiş şuanda içinden geçen derenin kenarında bulunan tesislerde pek de hoş olmayan çayınızı içerken derenin içindeki pet şişeleri hatta araba lastiğini görmek insana üzüntü vermekte.Klasik geyiklerimiz olan keşke  şöyle olsa yada burası şimdi avrupalının elinde olsa kimbilir nasıl olurdu cümleleri kurarak dar sokaklarında gezindik. Açıkçası hayal  kırıklığı içinde misiden ayrıldık. 



















Misi Köyünden ayrılıp sonbahar renkleri eşliğinde yolumuza devam ettik.Hemen köyün yanıbaşında bulunan Doğancı Baraj Gölünü ve çevresini gördükten sonra gezimizi sonlandırdık.












2 yorum:

laleninbahcesi dedi ki...

ismi de hikayesi de çok güzelmiş ama her güzel şeye yaptığımız gibi bunu da mahvetmişiz demek.

özlem öztürk dedi ki...

Bayram tatiline görülecek bir yer eklemen ne güzel... Ben miskinliğin kitabını yazdım nerdeyse:) Misi Köyü bende hoş korkması gereken, mis gibi bir yer izlenimi uyandırdı. Bari kötü çay olmasa değil mi?
Sevgiler