25 Ağustos 2014 Pazartesi

MAYIS'TA ANTAKYA

 
Hayat gezince güzel diye boşa söylenmiyor. Keşke olanaklarımız ve zamanımız elverse de daha fazla gezebilsek.
 Uzun zamandan beri gitmek istediğimiz ama bir türlü fırsat bulamadığımız Hatay gezisini bu yılın Mayıs ayında gerçekleştirdik. Yanımızda Bursa'daki kazanımlarımız olan dostlarımızla adım adım dolaştığımız bu şehri biz çok sevdik.
Her ne kadar sınır bölgelerinin gergin ve karmaşık duygularının inceden inceye hissedildiği şu günlerde tedirginlik olsa da  onca  medeniyete kucak açan  kadim topraklar bunun da üstesinden gelecektir. 


Hatay şehir merkezi yani Antakya gezimiz Mozaik Müzesi ile başladı .Başladık başlamasına ama müze taşınacağı için sadece yüzde onluk bölümü ziyarete açıktı. Neyse ki müzenin en önemli eseri olan ve en çok görmek istediğimiz Antakya Lahdi tüm ihtişamı ile sergilenmekteydi. Önünde uzun uzun durup hayranlıkla ayrıntılarını hafızama kazımak istedim.








 
İçinden  nehir geçen şehirler ayrı bir güzeldir. Antakya'yı da Asi Nehri ikiye  ayırıyor ama ne yazıkki  asiliği sadece isminde kalmış gibi lakin akan  su miktarı bir hayli azdı.
 
Hoşgörü şehri Antakya tüm dinlere ait ibadethaneleri, daracık sürprizli taş sokakları, dışarıdan bakıldığında sadece ev sandığınız ama kafanızı kapısından uzattığınızda muhteşem bir avluyla karşılaştığınız  güzelim konaklarıyla gezilesi görülesi bir şehir.
 
 
 
 
 
Bu gezi birazda lezzet turuydu aslında. Hatay mutfağını anlatmaya gerek yok sanırım. Tepsi kebabı,  mezeleri ,baharatları, salataları , künefesi hepsi birbirinden
şahaneydi.
 
 


Birde esnafı varki bahsetmeden geçmek imkansız. Çarşısından lokantasından cafesinden her nereye girerseniz samimiyetle ağırlanan bir misafir olduğunuzu hissediyorsunuz.






İki günlük gezi sonunda hafızamızda  güzel anılar damağımızda muhteşem tatlarla Antakya'dan ayrıldık.








5 Haziran 2014 Perşembe

URLA'DA ŞİİRİN İZİNDE....

Sevmiyoruz sıcağı ve  kalabalığı.O yüzdendir tenha zamanları seçişimiz o yüzdendir herkes giderken dönmeyi yada herkes dönerken gitmeyi  seçişimiz.


Usul usul dolaşıp keşfe çıkmak,göze kestirilen kafelerde soluklanmak, gezi öncesi yapılan araştırma sonucunda alınan notlar yüzünden  kimi zaman hüsrana uğramak....  






Birde ayak izleri vardır ya şehirlerde aranan işte Urla'da aradığımız yaşamının ilk on dört yılını burada geçiren Nobel ödüllü Yunanlı Şair Yorgo SEFERİS. 1914'te ailesi ile Atina'ya göç edene kadar yaşadığı evini, eşyalara duvarlara sinen hüznü,dilsiz ama çok şey anlatan resimlerin her birine dokunarak dolaştık.



Yaşanmışlık kıymetlidir.Üzerinde izler taşır. Taşır da  gören neyi isterse onu görür...



YADSIMA

Bir güvercin gibi ak
o gizli kıyıda
susadık öğle üzeri:
ama tuzluydu sular.

Sarı kumların üstüne
adını yazdık onun,
ama bir rüzgâr esti denizden
ve silindi yazılar.

Nasıl bir ruh, bir yürek,
nasıl bir istek ve tutkuyla
yaşadık:yanılmışız!
Değiştirdik öyle yaşamayı.
                                                               Y.SEFERİS


4 Haziran 2014 Çarşamba

ALAÇATI


Biz gezdiğimizde Nisan ayıydı yani bahar.Havada limonata tadında bahara yaraşırdı şimdilerde takvim Haziran desede hava durumunun pek taktığı yok gibi.Gök gürültülü sağnak yağmur kimi zaman dolu derken yaklaşık iki haftadır gayet serin ve ıslak günler geçirmekteyiz. Şikayetçimiyim haşa lakin severiz biz serini yağmuru iyi gelir bize.













14 Mayıs 2014 Çarşamba

KÖMÜR KARASI


13 Mayıs 2014 Salı

NİSAN MAYIS AYLARI GEVŞER GÖNÜL YAYLARI

Günler yine su gibi akıp gitmekte. Birşeylere yetişmek isterken diğerine zaman ayıramamak en büyük sıkıntım..Nisan ayından umut dilemiştim.Karamsarlığıma öfkeme bir dur demesini istemiştim.O da bana doğayla çiçekle ağaçla yaprakla ve yağmurla cevap verdi aynı tabiat ana gibi bende yeşillendim.Umudu tüketmemeyi bir kez anladım.


Nisan Ayının Özeti:
*Evimizin küçüğü gitar dersine başladı.Ufak ufak meyvelerini almaya başladık.''caddelerde rüzgar aklımda aşk var''diyor
*Kültür- sanat etkinlikleri bu ay verimsiz geçti.İlk kez bir ay boyunca ne bir oyun ne bir konser izledik.
*Birbirinden güzel kitaplar okudum.Ama aklımda kalan ''Rüzgarın Gölgesi'' oldu.


Geleneksel 23 Nisan gezilerimizin bu yılki durakları Seferihisar Sığacık merkezli Çeşme,Alaçatı,Karaburun,Mordoğan,Urla ve Bergama oldu.
Ege'ye bir kez daha hayran kalarak her bir noktayı adım adım dolaştık.Grubumuz bu sene beş şahane ve birbirine benzemez  aileyle küçük çaplı bir tur edasında gerçekleşti.Kimi zaman birlikte kimi zaman alternatif programlarla gezileri tamamladık. akşamları nerdeyse sabahlayarak sohbetin muhabbetin dibine vurduk. Üç günlük şarjla mutlu umutlu herkes evine dönmüş oldu.  



Nisan ayı böyle geçip giderken Mayıs ayınada merhaba dedik.Daha valizler boşalıp çamaşır yıkama ütü yapma faslı bitmeden İpek kuzusu  bir gece konaklamalı okul gezisi ile Ankara'ya yolculandı.Pek bir heyecanla valizini hazırlarken evin diğer üyeleri pek bir duygulandık.Sağlıkla gidip geldi.Çok memnun kalmış ama keşke biraz daha uzun olsaydı diyede ekledi.







Bu arada Hıdrellez seramonisini de es geçmedik.Sahip olduklarımıza şükretmeyi unutmadan yeni dileklerimizi dileyip gül ağacına astık.Bu sene annemin yaptığı gibi sabah erkenden kalkıp camları kapıları cüzdanlarımızı açtım.Bolluk ve bereketi evimize davet ettim.Kızların ayaklarının altına oklavayla üç kez vurdum.Gözünü açıp anlamsızca bakan iki çift güzel gözü öptüm.













Şimdi sırada ne var dersen hemen söyliyeyim 17-20 Mayıs Adana-Hatay lezzet turu.Ayrıntılar dönüşte 
İyi olsun güzel olsun sağlık olsun e haliyle birde afiyet olsun...

Not:Resimler Çeşme ve Alaçatı'dan sonraki postlarda diğer gezi noktalarından.