18 Şubat 2013 Pazartesi

YAZGÜLÜ HATUN


Babamın yagesi, benim babaannem, yedi çocuk, dört damat üç gelin, onyedi torun, oniki torun çocuğunu arkasında bırakarak bu dünyadan göçtü gitti.

Dedemin ölümünden sonra annemlerdeydi.Zalim alzheimer yaşadıklarını hatıralarını ondan çalmıştı.Arada bir hiç olmadık şeyleri hatırlıyor sonra tekrar herşeyi unutuyordu.Geçen pazar gecesi yatağında annemin elini tutarak hayata gözlerini yummuş.
 Son günlerde nedense "benim bu bahtımı kara yazmışlar" diye maniler söylüyormuşsa da her ikisi de  güzel bir ömür sürdü bu dünyada.

 Şimdi hepimizin çocukluğuna  düğününe bayramına tanıklık eden o şenlikli büyük evin ne tadı ne de tuzu kaldı. Odalarında gezip her bir eşyaya tek tek dokundum.Dedemin kitaplarına,babannemin elbiselerine o çok sevdiği vişne çürüğü yeleğine...

 Hiç sevmezdi siyahı ve griyi bana böyle  karanlık renkleri almayın diye çıkışırdı hepimize.Adı gibi yazgülüydü o renkli süslü mis kokulu.

Her gidenle biraz daha eksilirken , çocukluk anılarımın önüne sanki bir bulut geçti...



4 yorum:

Tibetin annesi dedi ki...

başınız sağolsun canım :(

lale dedi ki...

Ah Yazgülü Hatun, öyle duygulandırdın ki beni...Nurlar içinde yat...

Başınız sağolsun,sabırlar diliyorum.

Arzu Sarıyer dedi ki...

Başınız sağolsun,Allah rahmet eylesin Sevgili Babaannenize.Saygı ile selamlıyorum.

Ayşe "Deniz ve Eylül'ün annesi" dedi ki...

Yazgülü baharıyla buluşmaya, kaldığı yerden devam etmeye gitti :) umarım senin miniklerin de en az senin kadar anı biriktirir dedeleri ve nineleriyle uzun çoook uzun yıllar,